01.04.2021, 00:51

İPTAL EDİLEN İSTANBUL SÖZLEŞMESİ VE 6284 SAYILI KANUN METNİ

İstanbul Sözleşmesi, ilk bakışta her ne kadar kadına şiddeti ve kadın cinayetlerini önlemek üzere geniş kapsamlı olarak hazırlanmış adlî kovuşturmaya temel teşkil edecek yasal düzenlemelerden müteşekkil yönetmelik metni olsa da, biraz tetkik edildiğinde aile yapımızı sil baştan dizayn edecek Batı standartlarına/Batı'nın ahlâk anlayışına uygun fakat bizim aidiyet değerlerimizle/bizim ahlâk anlayışımızla çelişen, ideolojik içerikli kanun hükmünde garabet bir kararname olduğu görülecektir. Çelişkilerle dolu birkaç garabet örneğini tahlil edecek olursak, "süresiz nafaka", "kadının beyanı esastır", evden uzaklaştırma", "partner tanımı" (evlilik dışı ilişki-zina), "18 yaş altı evlilik", "çocuk haczi", "nöbetçi polis talebi", "toplumsal cinsiyet", "cinsel yönelim" gibi sorunun temelini oluşturan bu başlıkların her biri ve sözleşmenin dört yerinde geçen, "sözde namus" ibaresi müstakilen ayrı makale konusu olarak ele alınsa yeridir. Özellikle "sözde namus" ifadesi namussuzluğun ve deyyusluğun tescil edilmesi anlamına gelmektedir. Zira "namus" olgusuna halel getirecek bir davranış sadır olduğunda "sözlü müdahale" yapılacak olsa "psikolojik şiddet" kapsamına girmekte ve bu durumda kadına şikayet ve adlî kovuşturma hakkı verilmektedir. Bu prensip sözleşme metninde şöyle izah ediliyor: "Taraflar, kültür, örf, adet gelenek, din veya 'sözde namus' işbu 'sözleşme' kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemi için mazeret oluşturmamasını sağlar." 
Buna göre şiddetin detaylı olarak tanımı yapılırken sadece "fiilî darp" değil, "sözlü tedip" de şiddet kapsamına girmektedir. Velev ki bu "sözlü ikaz" dinî hassasiyetle, kültürel/örfî saikle veya salt kıskançlık duygusu ile söylenmiş olsun. Yani buna göre, namus olgusuna ilişkin herhangi bir gayri ahlâkî davranış olduğunda adeta, "sakın ola ki kıskançlık duyguların galeyana gelmesin ve sakın ola ki ağzını bile açmayasın" denilmekte. Zira bir baba kızına veya bir aile reisi hanımına ağzını açtığı an sözleşmeye göre suçlu durumuna düşecektir. Allah aşkına, kadına şiddetin önünü olmanın yol ve yöntemine bakar mısınız? Bu kanun hükmündeki önerge Avrupa standartlarıyla ve Batı yaşam biçimiyle, Batılıların ahlâk anlayışı ile tam bir uyumluluk ve insicam oluşturmaktadır. Bu yüzden Batı'da "sözde namus" olgusuna ilişkin kolay kolay şiddet olayı vuku bulmamaktadır. Anlamıyor musunuz? Adamların dini de mezhebi de geniş! Fakat buna rağmen istatistiklere göre alkolden veya başka nedenlerden dolayı Avrupa'da kadına şiddet olayı Türkiye'nin kat be kat üstünde...
Öte yandan bir başka garabet örneğinden söz edecek olursak; LGBT-Q adı altında Lût kavmine özgü (hatta daha da ötesi olan) sapkınlığın bu yasal düzenleme çerçevesinde legal hâle getirilme teşebbüsü Müslüman kimliğimiz açısından kabul edilebilir bir durum değildir. Biyolojik arıza vakası olarak kabul etmemiz gerekir ki, LGBT-Q ve benzeri durumda olanların rehabilitasyona/tedaviye ve şefkate ihtiyaçları var. Ama bu arizî durumu toplum içerisinde "üçüncü cins" adı altında legal ve normal hâle getirmenin uğraş ve çabası içerisinde olmak insan fıtratına müdahale ve insanın erdem ve haysiyetine saygısızlıktır. Toplumumuz ahlâkî değerlerden uzaklaştıkça bu sapkın hastalık da yaygınlaşmaya başladığı bir gerçek. Fakat insanlık düşmanları müstehcenliği muzır neşriyatı ve aile yapımızı hedef alan TV dizilerini, kısacası gayri ahlâkî yaşam biçimini toplumumuza pompalamakla yetinmiyor. Bu sapkınlığı yaygınlaştırmak için çok yönlü çalışıyorlar. Gıda maddelerinde yaptıkları değişiklikle insan biyolojisini tahrip etmeye yöneldiler.
Öyle ki, bu sapkınlığın sebeplerinden biri de GDO'lu besin maddelerinin olduğu bilim insanları tarafından dile getirilmektedir. İnsanın normal olan biyolojik yapısına müdahale anlamına gelen GDO'lu gıda maddelerinde insanın hormonsal yapısını ve "testesteron/östrojen" niteliğini bozmaya yönelik şeytanî çabaların da önüne (kalıcı yasal düzenlemelerle) geçilmeli. Allah Teâlâ bedenimizi helâl rızka ve genetiği ile oynanmamış temiz gıdaya mütenasip bir şekilde yaratmış bulunmaktadır. Ama birileri daha fazla kazanmanın ötesinde insan neslini mutasyona uğratmanın çabası içerisinde olduğu görülüyor. Öyle ki dünya nüfusunu azaltma tekniklerinden biri de Lût kavmine özgü sapkınlığı yaygınlaştırma çabasıdır. "O, eline imkân ve fırsat geçince ekini ve nesli bozmaya çaba harcar." (Bakara:2015)
Öte yandan istismara açık bir başka handikap ise, "süresiz nafaka"dır. Bu konu da ivedilikle masaya yatırılmalı. Kadın kocasından ayrılıyor. Kendisine yeni bir dost/sevgili buluyor ama nafakanın kesilmemesi için resmi nikâh yapmıyor. Kısacası kadın dostu ile yaşadığı yeni hayatın sponsorluğunu ayrıldığı kocasına yaptırıyor. Hem de süresiz, yani ömür boyu. Bu adaletsizlik değil de nedir? Hatta bir yönüyle bu durum boşanmış olduğu kocayı şiddete teşvik etmektir. Adamın maaşının yarısı ayrıldığı eşine ve dolayısıyla ayrıldığı eşinin dostuna gidiyor. Dost bundan nemalanıyor ve jigolo durumuna düşüyor. Bu durumda mağdur olan adam burnundan soluyor, sinir krizleri geçiriyor ve kendi hayatını karartarak karısına da, karısının dostuna da kurşun yağdırıyor. Gazetelerin üçüncü sayfaları bu tür haberlerle dolup taşıyor...
Öte yandan bir başka çözüm olmayan ve çözümsüzlüğü ve bir takım şiddet olaylarını beraberinde getiren "evden uzaklaştırma" meselesidir. Bu da istismara açık bir konudur.  Bu duruma ilişkin ne kadar garip ve bir o kadar da pespaye hadiseler yaşanıyor! Henüz boşanmamışlar, adam evden uzaklaştırılmış, kadın sevgilisini eve davet edecek ama kocasının tehditlerine maruz kalıyor. Bu durumda yasalar kadına öyle bir güvence veriyor ki akla ziyan! Zira bu güvenceden maada kadının hayatı tehlikeye atılmaktadır. Şöyle ki, kadın sözleşmeden zahiri olarak aldığı güvence ile ve yasal hakkını kullanarak savcılığı arıyor ve meri hukukta zina suç olmaktan çıkarıldığı için partnerini eve alacağını belirterek iki polis memuru talebinde bulunuyor ve polisler gelip kapısının önünde nöbet tutuyor. Fe SubhanAllah. Bu uygulama tek kelime ile cinayete teşviktir. 
"Çocuk haczi" de ayrı bir çelişki. Çocuklarını görmekten men edilen baba haciz ücretini ödediği hâlde annesi tarafından çocuğu görmesi engelleniyor.. Böylesi mahrumiyetler yaşatılan baba nevri dönmüş vaziyette her an bir vukuat işleyebilir.

Diğer taraftan bir başka garabet örneği olan, "kadının beyanı esastır" ilkesi art niyetli bir bayan için tam bir istismar ve tezvirat aracına dönüşebilir. Kadın kendince nefret oluşturduğu birine atacağı iftira ile suçsuz bir kişinin hayatını karartır, hayatını zindan eder. Bu da cinayete teşviktir. Görüldüğü gibi farkında olmadan bu yasa ve prensiplerle kadına tuzak kurulmaktadır. Bu kural ve yasalar manzumesi Avrupalı bir bayan için hayatın kolaylaştırılmasına matuf bir yasal hak ve güvence olurken ve erkek için "süresiz nafaka" hariç diğer hususlar sorun teşkil etmemektedir. Zira onlarda deyyusluk bir yaşam biçiminin fantazi yönüdür ve asla sorun oluşturmaz. Ama bu toprakların haysiyet ve onur sahibi erkeği için cürüm işlemeye davettir.

Bir başka çelişki ise 14 yaşında bir kız çocuğunun partner hayatı yaşaması teminat altına alınıp ebeveyni tarafından bir müdahalede bulunulamazken ailelerin rızalığı/onayı ile birbirlerini severek 18 yaş altında, yani 17 yaşında evlenmişlerse haklarında kamu davası açılıp adlî kovuşturma ile çok ağır hapis cezasına çarptırılmaktadırlar. Binlerce aile bu durumdan dolayı mağdur.
Sonuç olarak ifade edecek olursak, toplumumuz "muasır medeniyet" (çağdaş uygarlık) hedefi ile ve sonrasında Avrupa Birliği'ne girme sevdasıyla "Kopenhag Kriterleri", Avrupa Uyum Yasaları", "Avrupa Konseyi Sözleşmesi" (İstanbul Sözleşmesi) ve bu sözleşme referans alınarak hazırlanmış olan 6284 sayılı kanun metni uygulamalarıyla manevî ve ahlâkî değerlerimizden fersah fersah uzaklaşmış olduk. Bu Batılılaşma anaforuna maruz kalalı tedrici olarak savrulmalar bizi bu hâle getirdi. İtiraf etmiş olalım ki, toplum olarak genel anlamda bir ahlâk erozyonu ile karşı karşıyayız. İstanbul Sözleşmesi'nden kurtulduk, ancak ifade ettiğimiz gibi İstanbul Sözleşmesi referans alınarak hazırlanmış olan 6284 sayılı kanun metninden de kurtulmalıyız. Şimdilerde hükümet yetkililerinin ağzından duyduğumuz "Ankara Sözleşmesi" var. Umut ediyoruz ki, bu yeni hazırlanacak sözleşme bizim halkımızın aidiyet değerlerine mütenasip bir şekilde hazırlansın. Bizim evrensel nitelikte ilâhî menşeli örf, gelenek ve kültürel değerlerimiz varken Batı'nın bize dayattığı Avrupa Konseyi Sözleşmesi bizim toplumsal dokumuza uygun değildir. Bu denendi ve kötü sonuçlarını gördük. Her şeyden önce Avrupa Konseyi Sözleşmesi Batı'nın sapkın/müptezel yaşam biçimini dayatan ideolojik bir proje idi. Bu yüzden bu proje Batı toplumlarına uysa da bizim ahlâk anlayışımızla uyuşmamaktadır. Kadına şiddeti önlemenin ve sürdürülebilir mutlu bir aile yuvasını istihkâm ve muhafaza  etmenin tek yolu uzun yıllardan beri terk etmiş olduğumuz değerlerimize tekrar rücû etmemizdir. Vesselâm.

Yorumlar (0)
açık
Günün Anketi Tümü
Kadın cinayetlerinin kaynağı nedir?
Kadın cinayetlerinin kaynağı nedir?
Namaz Vakti 03 Aralık 2021
İmsak 06:32
Güneş 08:02
Öğle 12:58
İkindi 15:22
Akşam 17:44
Yatsı 19:09
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 14 36
2. Konyaspor 14 26
3. Hatayspor 14 26
4. Fenerbahçe 14 24
5. Alanyaspor 14 24
6. Başakşehir 14 22
7. Karagümrük 14 22
8. Galatasaray 14 22
9. Adana Demirspor 14 20
10. Beşiktaş 14 20
11. Antalyaspor 14 18
12. Gaziantep FK 14 18
13. Altay 14 17
14. Sivasspor 14 16
15. Giresunspor 14 16
16. Kayserispor 14 16
17. Öznur Kablo Yeni Malatya 14 13
18. Göztepe 14 11
19. Kasımpaşa 14 10
20. Rizespor 14 10
Takımlar O P
1. Ümraniye 13 27
2. Ankaragücü 14 27
3. Eyüpspor 14 27
4. Bandırmaspor 13 25
5. Erzurumspor 12 25
6. İstanbulspor 13 20
7. Tuzlaspor 12 20
8. Kocaelispor 13 20
9. Samsunspor 13 19
10. Adanaspor 14 18
11. Menemenspor 13 17
12. Gençlerbirliği 13 17
13. Boluspor 13 16
14. Denizlispor 13 15
15. Bursaspor 13 14
16. Manisa FK 14 14
17. Ankara Keçiörengücü 13 13
18. Altınordu 14 13
19. Balıkesirspor 13 7
Takımlar O P
1. Chelsea 14 33
2. Man City 14 32
3. Liverpool 14 31
4. West Ham 14 24
5. Arsenal 14 23
6. Tottenham 13 22
7. M. United 14 21
8. Wolverhampton 14 21
9. Brighton 14 19
10. Leicester City 14 19
11. Crystal Palace 14 16
12. Brentford 14 16
13. Aston Villa 14 16
14. Everton 14 15
15. Leeds United 14 15
16. Southampton 14 15
17. Watford 14 13
18. Burnley 13 10
19. Norwich City 14 10
20. Newcastle 14 7
Takımlar O P
1. Real Madrid 15 36
2. Atletico Madrid 14 29
3. Real Sociedad 15 29
4. Sevilla 14 28
5. Real Betis 15 27
6. Rayo Vallecano 15 24
7. Barcelona 14 23
8. Athletic Bilbao 15 20
9. Espanyol 15 20
10. Osasuna 15 20
11. Valencia 15 19
12. Villarreal 14 16
13. Celta de Vigo 15 16
14. Mallorca 15 16
15. Deportivo Alaves 14 14
16. Granada 14 12
17. Elche 15 12
18. Cádiz 15 12
19. Getafe 15 10
20. Levante 15 7
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@