24.01.2020, 00:43

Ben & Sen Medrese & moda

Bu makale 26.09.2010 yılında Kasımiye Medresesinde düzenlenen defile ile ilgili kaleme alınmışsa da, günümüzde farklı anlayışlar arasındaki “ben hegemonyası”nın işgal ettiği yüzölçümü genişlemesi ve dokunduğu nefsi zaafiyetlerin coşkunluğu açısından, yaraya merhem niyetine..

Basit bir tanımla tasavvuf, belirli vird ve disiplinlerle egoya hükmetmeye çalışan, kendinin farkına vardırıp, bilme gayesi güden, nihai benliğe ulaştırma, maddi dünya hapishanesinin dışına çıkarma, nefsini tanıtma yolundan geçip, Allah’ı tanıyabilme sonucuna ve aşkın olana varabilme, kutsal bilime, marifetullah’a (Allah ilmi-ledun ilmi) götüren, seyr-u süluk’te denen, dinin teorik ve ameli yönlerinin buluştuğu bir gelenektir (inanıştır). Genelde medreseler, özelde Kasımiye Medresesi bu disiplinler için tesis edilmiş mekânlardır.

Bazı arifler dedi ki; “dini oluşturan bu kutsal ve vahyi form ile öğretilerin merkezinde, zamanda yaşayan insanı Allah’a ve “Ebedi nizam”a bağlayan ibadet yer almaktadır. İnsan ibadet vasıtasıyla arızi olan zaman ve mekân mertebesini aşarak, Ebedi Olan ile yeniden doğrudan ilişki kurar. Aynen irfani bilgi ile farkına varılan Hakikat’te olduğu gibi, ibadette geçici olan ile Ebedi olan mucizevî olarak birleşir. Allah’a yakınlaştıran her çaba seyr-u süluk (tasavvuf) olarak nitelenmeli, bu nitelemeler içerisinde yer alan bütün muamelatlarda ibadet olarak kabul edilmelidir.” Bundan hareketle Medreselerin ilim-irfan yeri olduğu, ibadet yeri olmadığı yönündeki talihsiz saptamanın, medreselerin işlevi ve İslam literatüründeki irfan kavramının anlamlandırılmasından bihaber olduğu çok açıktır.

Sembolizm insanın inancı, içyapısı ve içsel hareketlerinin “sözsüz simgesidir” Âlemi Kebir’in, Âlemi Sağir’e olan izdüşümüdür. Her görüş kendini bir şekilde sembolize eder. Kâinat ve deviniminde bir şekilde simgecilik yoluyla tarif edilmeye çalışıldığını görmekteyiz. Ayetin anlamının işaret ve simge olması Hakikati göstermesiyle onu sembolize etmesinde olsun, ister Budizm, Hinduizm, Kabala ister Hıristiyanlıkta olsun, böyledir. Bu görüş Cifr, kutsal mimari, İslam ve diğer din ve geleneklerdeki yapıtlar olan, Mısır tapınağı, Taç mahal, Katedrallerde de görülen geometrik simgecilikten de ispatlanmaktadır. Astroloji, dünyevi görüngüleri, semavi numunelerin yansımaları olarak kabul eder. Bu semavi (göksel) numuneler on iki burç işareti ile simgelenip, onlardaki potansiyeller, her biri kozmik irfanın bir veçhesini sembolize etmek suretiyle gezegenlerce gerçekleştirilir. Mesela kâinatın hafızası olarak ay, bütün kozmik etkileri “özetleyip” onu aşağıda bulunan dünyevi alana nakleder. Ezoterizm (batına önem verme) paradigmalar açısından değerlendirildiğinde en öncül paradigmadır. Bu paradigmadan bakıldığında Medrese’nin iz düşümü (tecellisi) olduğu hakikatler tamamen kutsaldır. Çünkü Teoloji’nin diğer gelenek ve teorilerden farklılığı, kendini kutsala dayandırmasıdır. Zaten bu konuya, işgüzarlıklarından dolayı müdahil olmuş renkli arkadaşlarda kendilerini, renkler ve gökkuşağı ile sembolize etmektedirler.

Bir defileden kaynaklı yok olacağı endişesine kapıldığı söylenen bu din (teoloji) bunu söyleyenlerce pek fark edilmemişe benzemektedir. İçerisinde asıllarını da bulabilecekleri ihtimalini de göz önünde bulundurarak, yaratılışsal etnik belirleyiciliklerinin üstesinden gelip, merkezde görünme zaafından sıyrılıp, tarihe bir göz atmaları yerinde olur.

Kasımiye Medresesinde yapılan defileyle ilgili karşılıklı tarafların söyledikleri ise, kısmi manada belki amma genel manada sorunun aslına ışık tutmayan, çözümleyici olmayan, sadece farklı fikirlerdeki insanların basit argümanlarla bu işi mantıklarına dayandırmaya çalıştıkları açıklamalardır. Her ne kadar çıkarcı bir zihniyetle dini istismar aracı olarak kullanıp onun savunuculuğunu yapan güruhlar ile dine düşman olup halk nezdinde itibarını karalamaya çalışan güruhlar varsa da bunlar, dinin asıl sahibi olan ve onu sadece Allah’a yakınlaşma vesilesi kılan özgün anlayışa göre, dini her iki haliyle kullandıklarından, aynı kefededirler. Eleştiriler başarısız olan anlayış ve kötü taklit edilmiş uygulamalara hasredilmeli, yoksa bu vakıalar tenkit edilip asıl manada din (teoloji) kastedilmemeli ki, bu eleştirel anlayışın memeli hayvan imajını yıkmaktansa, daha da sağlamlaşmasına sebebiyet verir. Hiç kimse kendinden daha mükemmel bir ortamı oluşturamaz. İçkin ile Aşkın arasındaki ilişkiden de anlaşılacağı üzere, sınırların muhafazası şarttır. Ufacık beyinle tüm evrenin hareketlerinin devşirilebileceği yanılgısı, insanı bu tarz muhabbetlere itmektedir. Zıt kutupları (uçları) birleştirme ve sentezlemeden kaynaklanan anlayışı, Medrese-moda zıtlıklarıyla renklendirmek isteyen renk özürlü anlayışın bu çabaları, geleneği modernite etme, içeriği boşaltıp tamamen görselleştirme çabalarıdır.

Newzuhur bu şahsiyetler ise rengârenkliğin, renkleri birbirine karıştırmak olduğundan hareketle yola koyulmuşlarsa da, marjinal görünme kaygıları, işin aslının, renklerin yerli yerinde durması olduğu hakikatini kavramaları yönünde engel oluşturmuştur. Renkler farklılık anlamında zikredildiğinde kategorilerinin karıştırılmaması gerekir. Mardin her ne kadar bu renk birlikteliğini bugüne değin devam ettirmişse de, bunun sebebi farklı anlayış, inanç, din ve kültürleri birbirine karıştırmamasıdır. Bu halkların beraberce yaşayabilmelerindeki etkenler, Müslüman’ın kilisede, Hıristiyan’ın da camide ibadet yapmamasından kaynaklıdır. Bu işleri birbirine karıştırmak isteyen kişiler her anlayışın alt sınırlarını söz konusu etmek durumundadırlar. Onlarca böyle bir sınır olmaması, inanç olarak her rengi birbirine karıştırabilecek esneklikte olmaları demek, başkalarının da bu düşünce ve yapıda olduğu anlamına gelmemektedir.

Modanın çıkış yerinin, kaygılarının, amaçlarının ne olduğu ve bu insanların ne yapmak telaşıyla, böyle bir işe girişmiş oldukları, bunların ve muadillerinin genel anlayışı ve beyanatlarının satır aralarından bellidir. Küçük âlemini ıslah edememiş, kişilik sorunlu, hümanizma müsveddelerinin (!), cinsi tercihlerini yansıttığı, ilişkisiz, ucube ve dayanaksız sanatsal faaliyetleri ile memleketin kutsallarına saldıran ve ahlaki ifsada yol açma gayesi güden bu “çıplak kralların”, kralcılıklarını yapmaya, bu toprağın çocuklarının yersel kaygılarının, göksel hakikatlere tercihi yol açmamalıdır.

Daha evvelde Cenab-ı Mevlana ile ilgili “Dünya Mevlana Yılı” etkinlikleri çerçevesinde bu manada kültürel (!) yorumlamalar olmuşsa da, tercih edilen mekânlar daha kültürel olduğundan, sessiz sedasız geçiştirilip, yeterli tepkiyi almamışlardır. Semahın bugün kadınlarca dönülmesi ve gösteri sanatı haline gelmiş olması, Cenab-ı Mevlana’nın semahta resmettiği evrenin döngüsünden ne kadar uzaksa, bu kişilerin insancılık namına taşıdıkları kaygılarda, insanlığa fayda vermekten bir o kadar uzaktır. Defilede sergilenen kıyafetlerin nerede ve hangi amaçla giyileceği ve hitap ettiği kesim, zaten kaygısı taşınan insanlığın sınıf düzeyini de ortaya koymuştur.

Hiçbir hak sorumluluktan ari olamaz.

Yorumlar (10)
Fatih Usluer 3 hafta önce
Kesinlikle devamını bekliyoruz. Beynimizin çalışmayan kılcalları bir titredi...
Samir Aydın 3 hafta önce
هذا من نور علمكم
Aslan 3 hafta önce
Mükemmel bir yazı devamının gelmesi dileğiyle
Hakkı gündüz 3 hafta önce
Kaleminine eline ve yüreğine sağlık
Aslan 3 hafta önce
Mükemmel bir yazı devamının gelmesi dileğiyle
Ali Rıza Devrim 3 hafta önce
Doğru olanı anlamak için illada alleme olmaya gerek yok. Murad edilen mesaj herkese verilmiştir bence. Devamını bekler Allah kolaylık versin.
Seccad 3 hafta önce
Eyvallah üstad devamını bekleriz
Kaplan mukemel bir tarafı yok 3 hafta önce
Mukemel bir tarafi yok beğenmedim
Samir Aydın 3 hafta önce
Makale zaten farklı anlayışlara göre mükemmelin olamayacağından hareketle, anlayışınızın durduğunuz yer ile alakalı olduğunu anlatmakta.. Fikir dünyasında bir alan işgal etmeden doğrularla ilgilenildiğini hiç sanmıyorum. Birde 'kirpi yavrusunu pamuğum diye severmiş' mevzuatını atlamışsınız.
Suat 3 hafta önce
Eminimki neyi beğenmediğinin bile bilincinde değilsin. Bi açıklasa beğenmediğin ney?
Bütün Yorumları Görmek İçin Tıklayın
açık
Günün Anketi Tümü
Kanal İstanbul yapılsın mı?
Kanal İstanbul yapılsın mı?
Namaz Vakti 17 Şubat 2020
İmsak 06:24
Güneş 07:49
Öğle 13:23
İkindi 16:18
Akşam 18:47
Yatsı 20:07
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 21 44
2. Başakşehir 22 43
3. Galatasaray 22 42
4. Sivasspor 22 42
5. Alanyaspor 22 39
6. Fenerbahçe 22 38
7. Beşiktaş 22 36
8. Göztepe 21 33
9. Gaziantep FK 21 27
10. Malatyaspor 21 24
11. Gençlerbirliği 22 24
12. Denizlispor 22 24
13. Çaykur Rizespor 20 24
14. Konyaspor 22 20
15. Ankaragücü 22 20
16. Antalyaspor 21 19
17. Kasımpaşa 21 16
18. Kayserispor 22 15
Takımlar O P
1. Hatayspor 22 42
2. Bursaspor 22 39
3. Erzurum BB 21 38
4. Adana Demirspor 22 34
5. Keçiörengücü 22 32
6. Akhisar Bld.Spor 22 32
7. Menemen Belediyespor 22 32
8. Altay 22 31
9. Fatih Karagümrük 22 31
10. Ümraniye 22 29
11. Giresunspor 21 28
12. Balıkesirspor 22 28
13. İstanbulspor 21 26
14. Altınordu 22 24
15. Osmanlıspor 22 18
16. Adanaspor 21 17
17. Eskişehirspor 22 16
18. Boluspor 22 16
Takımlar O P
1. Liverpool 26 76
2. Man City 25 51
3. Leicester City 26 50
4. Chelsea 25 41
5. Tottenham 26 40
6. Sheffield United 26 39
7. Wolverhampton 26 36
8. Everton 26 36
9. M. United 25 35
10. Arsenal 26 34
11. Burnley 26 34
12. Southampton 26 31
13. Newcastle 26 31
14. Crystal Palace 26 30
15. Brighton 26 27
16. Bournemouth 26 26
17. Aston Villa 26 25
18. West Ham 25 24
19. Watford 26 24
20. Norwich City 26 18
Takımlar O P
1. Real Madrid 24 53
2. Barcelona 24 52
3. Getafe 24 42
4. Atletico Madrid 24 40
5. Sevilla 24 40
6. Villarreal 24 38
7. Valencia 24 38
8. Real Sociedad 23 37
9. Granada 24 33
10. Athletic Bilbao 24 31
11. Osasuna 24 31
12. Real Betis 24 29
13. Levante 24 29
14. Deportivo Alaves 24 27
15. Real Valladolid 24 26
16. Eibar 23 24
17. Celta de Vigo 24 21
18. Mallorca 24 21
19. Leganés 24 19
20. Espanyol 24 19
Günün Karikatürü Tümü

Gelişmelerden Haberdar Olun

@